Kapat
Gönderiliyor...
30. Uluslararası Film Festivali 2-17 Nisan 2011 Kapat
Çizelge İndir
Sal04
Çrş05
Prş06
Cum07
Cts08
Paz09
Pzt10
Sal11
Çrş12
Prş13
Cum14
Cts15
SEANSLAR
11.00
13.30
16.00
19.00
21.30
24.00
Atlas
Beyoğlu
İtalyanKM
Pera M.
Kanyon
City's 7
City's 3
Rexx 1
Rexx 5
Zorlu
Film
>
İSTANBUL´UN FETHİ THE FALL OF CONSTANTINOPLE
KARANLIK SULAR THE SERPENT’S TALE
BEKLENEN ŞARKI A SONG TO LONG FOR
MAVİ BONCUK BLUE EYES
YALNIZLAR RIHTIMI PORT OF THE LONELY
GEMİDE ON BOARD
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK EVERYTHING´S GONNA BE GREAT
KÜÇÜK HANIMIN ŞOFÖRÜ DRIVING LITTLE MISSY
KİLİNK İSTANBUL´DA KILINK IN ISTANBUL
BEYOĞLU´NUN ARKA YAKASI THE OTHER SIDE OF BEYOĞLU
SÜRTÜK CHANTEUSE OF BEYOĞLU
DÖNÜŞ THE RETURN
DUVARA KARŞI HEAD-ON
ARKADAŞ THE FRIEND
EŞKIYA THE BANDIT
YATIK EMİNE EMINE THE PROSTITUTE
AYSEL BATAKLI DAMIN KIZI AYSEL, THE GIRL FROM THE SWAMPY ROOF
OTOBÜS THE BUS
FOTOĞRAF THE PHOTOGRAPH
ÇÖPÇÜLER KRALI THE KING OF STREETSWEEPERS
KORKUYORUM ANNE MOMMY, I’M SCARED
TEYZEM MY AUNT
UÇURTMAYI VURMASINLAR DON´T LET THEM SHOOT THE KITE
AAAHH BELİNDA!.. AAAHH BELINDA!..
CAZİBE HANIMIN GÜNDÜZ DÜŞLERİ DAYDREAMS OF MISS CAZIBE
HAMAM HAMAM
MAYIS SIKINTISI CLOUDS OF MAY
YUMURTA EGG
KARPUZ KABUĞUNDAN GEMİLER YAPMAK BOATS OUT OF WATERMELON RINDS
BİR TUĞRA KAFTANCIOĞLU FİLMİ A TUGRA KAFTANCIOGLU
BABAM VE OĞLUM MY FATHER AND SON
İKİ BAŞLI DEV PURGATORY
KADER DESTINY
KUYU THE WELL
TABUTTA RÖVAŞATA SOMERSAULT IN A COFFIN
ARAF SOMEWHERE IN BETWEEN
PROGRAM

BU İKİLİYE DİKKAT

Festival Programı
Festival Programı
0
YALNIZLAR RIHTIMI | PORT OF THE LONELY | Yönetmen: Ö. Lütfi Akad / Senarist: Ö. Lütfi Akad, Burhan Bolan, Attila İlhan / Görüntü Yönetmeni: Yoakim Filmerides / Kurgucu: Zeki Sivaslı , H.C. Alçıcı / Özgün Müzik: Hulki Saner / Oyuncular: Çolpan İlhan, Sadri Alışık, Turgut Özatay, Melahat İçli, Sadettin Erbil, Kamuran Yüce, Ahmet Tarık Tekçe / Yapımcı: İhsan İpekçi / Yapım Şirketi: İpek Film / Dünya Hakları: Necip Sarıcı / Türkiye / 1959 / DigiBeta / Siyah-Beyaz / 113´ / Türkçe; İngilizce altyazılı
SEANSLAR






(*) işareti ile belirlenen seanslar filmin yönetmeni, yapımcısı veya oyuncusunun katılımıyla yapılacaktır.

BU İKİLİYE DİKKAT Yalnızlar Rıhtımı (Ö. Lütfi Akad, 1959) - Gemide (Serdar Akar, 1998)

Üzerinde üstünkörü tartışılmış ama değeri pek bilinmemiş bu iki film, sinemamızın en özgün ve ustaca işlenmiş hikayelerinden. Akad'la Akar'ı birlikte izlemek unutulmaz bir deneyim olacak. Yalnızlar Rıhtımı, açıklarda tek başınayken huzur bulan Kaptan Rıdvan'la (Sadri Alışık), bar şarkıcısı “Kontes” Güner'in (Çolpan İlhan) hüzünlü hikayelerini anlatır. Senaryo, şair Atilla İlhan tarafından (Ali Kaptanoğlu takma adıyla) İzmir Pasaport Limanı düşünülerek yazılmıştır. Filmin Ömer Lütfi Akad'ın tercihiyle İstanbul'da çekilmesi, iki şehrin limanları arasındaki fark sebebiyle zamanında eleştirilere konu olmuşsa da, filme özgün ve dokunaklı bir mekan kurgusu kazandırmıştır. Film boyunca gittiğimiz her yerde karanlığın ortasında buluruz kendimizi. Böylece karakterlerin içinde bulunduğu duygusal yalnızlık görsel bir karşılık bulur. Filmin düşmüş kadın hikayesine yaklaşımında hem Karafilm türü etkisi hem de Şiirsel Gerçekçiliğin izlerini görmek mümkündür. Bu melezlik famfatalsiz bir karafilm yaratmış, suçu bir kadına atmak yerine birbirini kazıklayan erkeklerin sinsi ve yalancı hallerini görünür kılmıştır. Akordeon ve tangoya rağmen, karakterlerin tüm insanlığa mal olmuş çaresizliği hayli yerlidir. Yalnızlar Rıhtımı'ndan kırk yıl sonra, bu yerli ve kopkoyu karanlık Gemide filmiyle sembolik mekana taşınır. Film, bir hayat kadınını (Ella Manea) kaçırıp gemilerine getiren dört denizcinin hikayesidir. Tekinsiz Laleli gecesini saymazsak tüm film boğaz açıklarında demirlemiş bir gemide geçer. Serdar Akar'ın gemisi, suçu kadında değil birbirine çelme takmaya çalışan erkek çetesinde arayışıyla Akad'ın rıhtımına yakın durur. Gemiye zorla getirilen kadının dilimizi bilmeyen bir yabancı oluşu, sadece Güner'in hikayesine değil, konuşturmadığımız, dinlemediğimiz, anlamadığımız bütün kadınların hikâyesine dokunur. Kötülerle iyiler birbirine karışır, savaş içimizde sürer gider. Ne İstanbul'a bahar gelme ihtimali ne de bizim düşmüş kadını kurtarma umudumuz kalmıştır; karanlığa küfrederiz. Bu iki filmi birlikte izlemek, özellikle mekan kurgularındaki özene ve karakterlerdeki değişime rağmen ortak olan dertlerine bakmak açısından kaçırılmaz bir fırsat.

Serazer Pekerman