Kimi isimlerin önemini tam olarak kavrayabilmek için, yaptıklarını sıralamaktan çok, “Olmasalardı neyimiz eksik kalırdı?” diye düşünmek ve meseleye bu açıdan bakmak gerekir. Attila Özdemiroğlu da bu isimlerden biri, hatta en başta geleni. Gencecik bir yaşta müziğe başladığı için, kariyeri neredeyse pop müziğimizle yaşıt. 60’ların o çok karışık, pop alanında neredeyse hiçbir şeyin çok da net olmadığı zamanlarında, Özdemiroğlu ve (başta Şanar Yurdatapan olmak üzere) arkadaşları, memlekete yeni ithal edilmiş bir müziği “rastgele” değil, üzerinde ince ince düşünerek, deneyerek/sınayarak yapmayı tercih etti ve bütün bunlar hem onların hem de onları örnek almayı tercih edenlerin müzik yaşamını cennete çevirdi. Attila Özdemiroğlu hem çok iyi bir müzisyendir, hem de mükemmel bir yaratıcı. Hem bestelediği şarkıların yapısı tamamıyla sıra dışıdır, hem de bu şarkılara giydirdiği altyapıların şekli / biçimi. Çoğu yaratıcıda gördüğümüz “cimrilik”, bilgi ve tecrübelerini diğer meslektaşlarına aktarmadaki tutumluluk, onun civarından dahi geçmemiştir. Derin tecrübelerini, birlikte çalıştığı herkese anlatmaya / aktarmaya gayret etmiştir... Özdemiroğlu olmasa müzik piyasamızda böyle bir bakış açısı eksik olurdu işte; kolektif bir bakış açısı. Eksik kalacak isimler de çoktur; başta Sezen Aksu, Nil Burak, Melike Demirağ ve İskender Doğan olmak üzere, çok sayıda yıldız. Yurdatapan ile birlikte kurduğu ŞAT Yapım, 70’ler boyu bir yıldız ve hit fabrikası gibi çalıştı. “Petrol”, “Firuze”, “Sevda” ve “Eskidendi Çok Eskiden” olmak üzere çok sayıda şarkı da eksik kalırdı Attila Özdemiroğlu olmasaydı. Ve hiç şüphesiz eksik kalacak ya da en azından güç kaybedecek filmler: Muhsin Bey, Arabesk, Ağır Roman, Anayurt Oteli, Teyzem... Özdemiroğlu’nun filme yaptığı müzik olmasa, Teyzem’deki Müjde Ar’ın deliliğe koşan derin melankolisi bu kadar aleni, bu kadar yürek dağlayıcı olabilir miydi? Çok şey kazandık varlığıyla. Hâlâ da kazanıyoruz. Attila Özdemiroğlu müziğimiz için başlı başına bir büyük ödüldür. –Naim Dilmener

Yukarı