Babama söylemeyin, ben bir senaristim

Safa Önal’ın babası genç Cumhuriyet’in kaymakamlarından biridir, ama oğlunun yazı üzerine hayat kurmasını istemez; çünkü bilir yazıyla uğraşanların başına gelenleri. Ama oğlu onu dinlemez. O, küçük yaşta Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa ve özellikle Reşat Nuri Güntekin’i hatmetmiş ve yazıya gönül vermiştir bir kere. Belki, 1952’de Kanlı Para’nın senaryosunu yazmak için Duru Film’in yazıhanesine anlaşma imzalamaya gitmese, Önal’ı iyi bir öykücü olarak bilecektik. Çekilmiş 395 filmin senaryosunu yazarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bir senarist o. Ama bu durum biraz da mecburiyetten. Yeşilçam dünyasının eli kalem tutan, toplumu tanıyan, iyi diyalog yazan üç beş senaristinden biri olduğu için bu kadar çok filme senarist olarak imza atmak zorunda kaldığı bir gerçek. Ama onu kıymetli kılan, bu mecburiyetten kaynaklanan üretim değil, kendi zamanını aşan filmlere yazdığı senaryolardır. Keskin bir gözlemci olması, Anadolu insanını iyi tanıması, edebiyatla ilişkisi, gazetecilik ve dergicilik geçmişi onun avantajıdır. Hayatın içinden ve zamanın ruhundan süzülüp gelen enfes diyalogları yazabilmesi biraz da bu yüzdendir. Umut Dünyası da dahil 24 filmi yöneterek senaristliğinin yanı sıra Yeşilçam’da yönetmen olarak da varlık gösterir. Kötü bir senaryodan iyi bir film çekilmez, denir. Önal da doğrular bu sözü… Ama onun gibi kaç namlı senarist çıkarabildik, orası da muammadır. Lakin Safa Önal’ın hayat deneyimi, yaşadıkları ve eserleri Yeşilçam’a ve sonrasına da bizce net bir ışık tutar. -Olkan Özyurt

Yukarı