Acaba Selma Güneri on dört yaşında gencecik biroyuncuyken iki filmdeki başarılı oyunu nedeniyle büyükbir ödül alacağını düşünmüş müydü? Son Kuşlar’da(Erdoğan Tokatlı) ailesinin maddi sıkıntıları nedeniyleevlendirmeye çalıştığı, saçı örgülü bir kızdı; Ben ÖldükçeYaşarım’da da (Duygu Sağıroğlu) çocuk-kadın görünümlübir dansöz. Bu iki film ona 1966 yılındaki Antalya FilmFestivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü getirdi. Ogüne kadar bu ödülü almış en genç oyuncuydu, hâlâ daöyle. Oyunculuğun ne olduğunu Ben Öldükçe Yaşarım’dakirol arkadaşı Yılmaz Güney’den öğrendiğini söylerdi.Yaşı gençti, ama bir yıl önce atıldığı sinema âleminde de, eğlence dünyasında da acemilik çekmemişti.Babası, dönemin en sevilen şarkıcılarından Lütfi Güneri’ydi. Dayısı da bir başka ünlü şarkıcı olan AhmetÜstün. Babasının mesleği nedeniyle çocukluğu ABD’de geçti. İlkokulu orada okuduktan sonra annesiyleİstanbul’a geldi. 1964’te Perde dergisinin artist yarışmasında birinci oldu ve İstanbul’un Kızları (HalitRefiğ) filmiyle sinemaya adım attı. Sinema ona genç hayatının aşkını da getirdi. 1966’da Nikâhsızlar’dabirlikte oynadığı Yusuf Sezgin’le evlendiler, 1979’da boşandılar ama dostlukları sürüyor.Selma Güneri, şarkıcılığıyla da tanınır. Ama onu sinemadan sonra şarkıcılığı deneyen oyuncularlakarıştırmamak gerek. Müzik dolu bir evin çocuğu olarak hep şarkı söylemişti zaten. Sinemaya gelince,neredeyse çocuk yaşında oyunculuğunu kanıtladı ve hep aynı düzeyde tuttu. Kamera karşısına son olarak2011 yılında Dinle Sevgili dizisinde geçmişti. Onu gene sinemada görmek isterdik. -Sevin Okyay

Yukarı