"Eşsiz ve tek." Türk temaşa sanatının en önemli isimlerinden biridir Şener Şen. "Temaşa" demem boşuna değildir. Şener Şen'in oyunculuğunun sınırlarını ne tiyatro, ne sinema, ne müzikal, ne stand-up ne de başka bir gösteri türü çizebilir. Şener hiçbir şeye sığmaz. O, usta-çırak ilişkisi içinde geliştirdiği oyunculuğunu mekteplilerin aksine hiçbir öğretiye bağlı kalmadan muhteşem bir gözlem gücüyle, her an hayatı izleyerek olağanüstü bir düzeye yükseltmiş, "temaşa"nın hizmetine sunmuştur.

Ama bence daha da önemlisi Şener Şen, meddah, karagöz, ortaoyunu gibi geleneksel seyirliklerin mirasından yararlanmayı bilmiş; Naşit'in, Dümbüllü'nün bıraktıklarını itina ile gözden geçirmiş, ayıklamış, tozlarını almış ve modern zamanların oyunculuğunun içine yerleştirmiştir. Kimilerine (ve elbette bu satırların yazarına) göre Doğulu ve Batılı'nın gözünde "karakter" denen, yaşayan, hisseden, fark eden, algılayan, tepki veren organizmanın davranış nedenleri birbirinden farklıdır. Çünkü coğrafyaları farklıdır. Onları besleyen kaynaklar farklıdır. Bu farkı fark eden Şener Şen, bir "karakter"e bürünürken uzak diyarların oyunculuk metotlarından etkilenip "onlar gibi olma"nın trajik gayreti yerine kendi özsuyuna yönelmiş, köklerinden aldığını imbikten geçirip damıtmış, hayat verdiği o eşsiz kahramanları hepimize armağan etmiştir. Yalnızca bu neden bile Şener Şen'i "eşsiz ve tek" yapmaya yeter. Zaten öyledir.
- Yavuz Turgul

Yukarı