Ve Suzan Avcı... Türkiye’de yılda üç yüz küsur filmin çekildiği dönemlerde Yeşilçam’dan çok sayıda oyuncu geçmiş, ama çok az sayıda oyuncu sinema tarihimizde “ikonografik değer” kazanmıştır. Suzan Avcı da bunlardan biridir. Genel ahlakın ikiyüzlülük ve riya üstüne kurulu geleneksel bölünmüşlüğüne uygun olarak, filmin esas kızları “aşk”, ikinci kadınları ise “seks” içindi. Cinselliği yasak, günah, kötülükle ilişkilendiren ortak bilinçdışının bu günahı erkekler açısından hafifletmesi için, baştan çıkaran, ayartan, şeytani entrikalar kuran “kötü kadınlara” ihtiyacı vardı. Bu zihin haritasında kadınlar aynı zamanda Âdem’e elmayı yediren Havva’nın ikinci ve saklı doğasını temsil ediyordu. Yeşilçam’da “vamp kadın” diye nitelendirilen oyuncuların canlandırdığı karakterlerin şeytana hizmet eden bu ayartma gücü çoğu kez sarışınlıkla sembolize edilirdi. Suzan Avcı’da şahikasını bulan sarışınlık, toplumumuz için bir tür yabancılık, yabancı olansa tekinsizlik demekti. Suzan Avcı’nın ikonografik değerini yaratan şey, yalnızca baştan çıkaran, yuva yıkan, kendisinden her çeşit melanetin beklendiği güzel ama kötü kadınları canlandırmasındaki başarısı değildi. O aynı zamanda kadınların gizli özlemlerini, bastırılmış arzularını, gerçekleştiremedikleri güçlerini de temsil ediyordu. Kötü de olsa güçlü ve kararlıydı; her durumda ayakta kalmayı, erkeklerden intikam almayı biliyordu. Öte yandan kadınlara kendi hayatlarında sahip olmadıkları gösterişli bir gardırop armağan ediyordu: babydoll, ponponlu saten terlik, jartiyer, birbirinden seksi kombinezonlar, uçuşan gecelikler... Bir kaşı havada, elinde içki ve sigarasıyla salonlarda dolanmayı, şen kahkahalar atmasını biliyordu. Suzan Avcı’nın oyunculuk yelpazesi merkezinde aynı figür dursa da, çeşitlilik gösterir. Komedi filmlerinde hacı ağaların peşinde koşturdukları hafif kadın, bazılarında esas kıza yardımcı olan “altın kalpli fahişe”dir. Şıngırdak Melahat gibi filmlerde başrol oynamışlığı da vardır. Sokağa çıkan, hayata karışan, eli iş tutan, erkeklerle dalaşmayı bilen; kanlı canlı yaşayan, yeri geldiğinde yaptıklarının bedelini ödeyen kadındı o “Ve Suzan Avcı...”ydı. “Onur Ödülü” kutlu olsun! -Murathan Mungan

Yukarı