Dünya çapında bir yıldız, son derece başarılı bir oyuncu, "Tunus'un En Güzel İtalyan Kızı", Claudia Cardinale... Tunus'tan gelen bu on sekiz yaşındaki Sicilyalı kız hemen İtalyan sinema sanayiinin dikkatini çeker ve yedi yıllık bir sözleşme imzalayarak ilk kez 1958'de büyük ekranda görünür. Ama ondaki yıldız ışığını ve yeteneği fark eden Luchino Visconti olur ve onu önce Rocco ve Kardeşleri'nde (1960) küçük bir rolde, ardından da Leopar'da (1963) Burt Lancaster ve Alain Delon'un karşısında başrolde oynatan Visconti olur. Aynı yıl, Bebo'nın Kızı ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Gümüş Kurdele ödülünü alır ve efsane Fellini ile 8 1/2'ta çalışır, böylece İtalyan izleyicinin sevgilisi oluverir. Bundan sonra İngilizce konuşanların gözünde yıldızlaştığı filmler gelir: Blake Edwards'ın Pembe Panter'i (1964), Rock Hudson'la Blindfold / Kapalı Gözler (1965), Tony Curtis'le Don't Make Waves (1967)... Yine de Hollywood'da çektiği filmler arasında en iyisi olarak Richard Brooks'un westerni The Professionals / Profesyoneller'i gösterir. Çoktan bir star olmuştu bile, ama yine de şöyle diyordu: "Star sisteminden hoşlanmıyorum. Ben normal biriyim. Avrupa'da yaşamayı seviyorum. Yani, Hollywood'a defalarca gittim ama sözleşme imzalamadım." Zirveye bir kez daha Sergio Leone'nin klasik eseri Bir Zamanlar Batı'da (1968) ile erişti. Pembe Panter Coşuyor (1976) ve Pembe Panter'in Oğlu (1993) adlı devam filmlerinde rol aldı. Werner Herzog'un 1982 yapımı Fitzcarraldo'su, rol aldığı bir diğer prestijli uluslararası proje oldu, tıpkı Claude Lelouch'un 2002 yapımı Bir Erkek, Bir Kadın ve... isimli filmi gibi. Siyasal inançlarına sıkı sıkıya bağlı, güçlü bir kadın, 1999'dan bu yana UNESCO'nun Kadın Hakları alanında İyi Niyet Elçisi, yetmişten fazla filmde rol alan Claudia Cardinale, hep Avrupa'nın en yetenekli ve en güzel oyuncularından biri oldu ve öyle olmaya da devam edecek.

Yukarı