Yalnızca adı bile çağdaş sinema tarihini özetleyebilir. Önce tiyatro sahnesi, ardından genç sinema öğrencisi Martin Scorsese ile başladığı beyazperde kariyerinde tam otuz sekiz yıl geçmiş. Arka Sokaklar veya Taraf Tutmak, uzun filmografisini düşündüğümüzde karanlık geceler, kurtulmaya çalışan, kurtarılmayı uman ruhlar, iyi şeyler yapmaya çalışan kötü adamlar, ahlak çıkmazında sıkışan sıradan insanlar ve illaki de çıplak gerçekler geliyor aklımıza ilk etapta. Olağanüstü performanslarında karakterlerin zayıflığı ve acizliğini bile "çekici" göstermeyi başaran bir aktör. Bad Lieutenant veya Güçlüler Bölgesi gibi etkileyici "kötü" polis tiplemeleri bile onu kategorize edemiyor, her role açık. Senaryodan çok, birlikte çalışacağı yönetmenler konusunda seçici davranıyor. Paul Auster'ın "Duman" ve "Mosmor" öyküleri gibi Amerikan bağımsızlarının yanı sıra İngiliz Ridley Scott'un Thelma ve Louise ve The Duellist filmlerini ya da Yunan usta Theo Angelopoulos'un Ulysses'in Bakışı'nı unutmuyoruz. Karakterlerini iki boyutun dışına taşırken, bizi derinliklerine sürüklüyor, çelişkiler içinde bırakıyor, klişeleri yerle bir ederek iyi ve kötü kavramları arasında dönüp dolaştırıyor. "Kahraman" olmak tarzı değil, "kahramanca" şeyler yapmaya çalışsa da Rezervuar Köpekleri'nde "Bay Beyaz" misali ilkelerine yeniliyor, çelişkiler içinde kıvranıyor, içsel şeytanlarıyla boğuşurken izleyiciyi de içine alıveriyor. Unutulmaz Piyano'daki performansıyla oyunculuğun bitmeyen bir keşif olduğu "hazzını" yaşatıyor. Onu izleme keyfi ise biz izleyiciler için bir ayrıcalık.
- Esin Küçüktepepınar

Yukarı