İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemanın en güncel ve çarpıcı örneklerini bir araya getiriyor. Usta yönetmenlerin festivalde Türkiye prömiyerlerini yapacak yeni filmlerini, dünya festivallerinde beklenmedik bir başarı yakalayan ödüllü yapımları ve oyunculuklarıyla göz kamaştıranları sizler için derledik.
Tanınmış yönetmenlerden yeni filmler
Usta yönetmenlerden Türkiye’de ilk defa gösterilecek yeni yapımlar

Festivalin açılış filmi Üç Veda, 2023’te hayatını kaybeden yazar Michela Murgia’nın otobiyografik kitabından uyarlandı. Isabel Coixet’in yönettiği film, dünya prömiyerini Toronto’da yaptı.
Steven Soderbergh imzalı The Christophers, Toronto’da dünya prömiyerini yapan filmde Ian McKellen başrolü Michaela Cole ile paylaşıyor. Sanat, para ve açgözlülük ekseninde ilerleyen hikâyeyisiyle tam bir “sanat komedisi”.
Claire Denis’den Bekçilerin Çığlığı, 24 saatlik bir zaman diliminde eşitsizlik, emek sömürüsü ve erkeklik kültürünün karanlık yönlerini ele alan sert bir dram; müzikler yine Tindersticks imzasını taşıyor .
Olivier Assayas’tan siyasi gerilim Kremlin’in Büyücüsü, Jude Law başrolde Vladimir Putin’in karanlık bir portresini çiziyor, Paul Dano ise sağ kolu rolünde parlıyor. Film, Venedik’te dünya prömiyerini yaptı.
Ildikó Enyedi’nin yeni filmi Sessiz Dost, Üç farklı tarihsel dönemde geçen film, görselliği ve düşünsel derinliğiyle 2025 Venedik FIPRESCI Ödülü ile Şikago’da En İyi Genç Oyuncu ve En İyi Görüntü ödüllerini kazandı.
David Lowery’den bir pop gerilimi Mother Mary, Başrolde Anne Hathaway ile The Christophers’da da rol alan Michaela Coel’u beyazperdeye taşıyor ve festivalde ABD’deki vizyonuyla eşzamanlı olarak gösteriliyor.
Aaron Taylor-Johnson ve Theo James’li Fuze: Fünye, Londra’da patlamamış bir bombanın yarattığı kaos sırasında gerçekleşen bir soygunu konu alıyor. Bu yıl festivalde Altın Lale Yarışması jüri başkanlığını da üstlenen David Mackenzie’nin yönettiği film, prömiyerini Toronto’da yaptı. Sürpriz sürpriz: kahramanlarımızın yolu İstanbul’dan da geçiyor.
Ben Wheatley imzalı karanlık polisiye Normal, Breaking Bad’in yıldızı Bob Odenkirk ile John Wick serisinin yaratıcısı Derek Kolstad’ı buluşturan bir başka Toronto filmi.
Gianfranco Rosi’den Pompei: Bulutların Altında, İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alacak efsanevi belgeselci Rosi’nin Vezüv’ün eteklerinde, geçmişle bugünü iç içe geçiren yeni filmi. Rosi, filmiyle Venedik’te Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Cesc Gay’in yeni romantik komedisi Arkadaşım Eva, uzun yıllar süren bir evliliğin ardından hayatını yeniden kurmak isteyen bir kadının aşk ve özgürlük arayışını konu alıyor. Film, Gaudí Katalan Sinema Ödülleri’nde En İyi Özgün Senaryo ödülüne layık görüldü.
Festivallerin sürpriz gözdeleri
Uluslararası festivallerde beklenmedik bir ilgiyle karşılanan, ünü kulaktan kulağa yayılan ödüllü yapımlar

Sundance ödüllü Savaş Zamanı Boşanmak, 2026 Sundance En İyi Yönetmen ödüllü film bir çiftin ayrılık sürecini savaşın yarattığı sarsıntılarla birlikte karanlık bir mizahi bakış açısıyla ele alıyor.
Geç Gelen Şöhret göz boyar. Willem Dafoe’nun canlandırdığı, şöhreti çoktan geride kalmış bir şairin yeniden keşfedilme hikâyesi.
Berlin Film Festivali’nin açılış filmi İyi Erkek Yok... Taliban’ın yeniden iktidara geldiği günlerde muhabir bir kadın şehirde herkese güvenini kaybeder ama umut hep var.
Tüyleri diken diken eden Obsession, Toronto Film Festivali’nin Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde gerilimli atmosferiyle prömiyerini yaptı, 2025 Sitges Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
Venedik’te En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan İş Başında... Narsistle Aşk ile tanıdığımız Valérie Donzelli’nin yönettiği filmde Parisli başarılı bir fotoğrafçının yazarlık tutkusu uğruna hayatını geride bırakmasını ve atıldığı yeni macerayı izliyoruz.
Alpe d’Huez’de Jüri ve Halk Ödülleri’ni kazanan Comédie-Française, zaman daralırken başına gelmedik kalmayan bir tiyatro yönetmeninin mücadelesini anlatan nefes nefese bir komedi; oyunun yönetmeni için feci bir dram tabii.
İyi Şanslar, İyi Eğlenceler, Sakın Ölme, birden ortaya çıkan bir adamın gelecekten geldiği iddiasıyla başlıyor. Karayip Korsanları serisinin ilk üç filmiyle dikkat çeken Gore Verbinski, 10 yıllık aranın ardından bu defa denizlere değil Los Angeles’a götürüyor bizi. Sam Rockwell, Juno Temple ve Haley Lu Richardson ’lı kadrosuyla dikkat çeken film, Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yaptı.
Stephan Komandarev’in yönettiği Made in EU, COVID salgınının sorumlusu ilan edilen bir kadının hikâyesi üzerinden toplumsal dışlanmayı ve işgücü sömürüsünü ele alıyor.
Berlin’de iki önemli ödül kazanan Adalet Peşinde, aşırı sağcı şiddeti soruştururken ırkçı bir saldırıya maruz kalan genç bir savcının hikâyesine odaklanıyor.
Sundance’te İzleyici Ödüllü Tutun Bana, yeniden yakınlaşmanın zorluğunu işleyen içten bir baba-kız hikâyesi.
Berlin’de prömiyerini yapan Şehrin En Yalnız Adamı, Viyana’da yalnız yaşayan blues müzisyeni Al Cook’un, kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmak üzere olan eviyle birlikte geçmişiyle yüzleşmesini konu alıyor. Filmde Alois Koch, kendi alter ego’su Al Cook’u canlandırıyor.
Hayranlık uyandıran oyunculuklar
Güçlü oyunculuklarıyla izleyiciyi hikâyenin merkezine taşıyanlar

Berlin Film Festivali’nden ödüllü Kraliçe Zor Durumda, Juliette Binoche’un performansıyla öne çıkıyor. Demans hastası bir annenin hayatına dair kararların kim tarafından alınacağı sorusu etrafında şekillenen sarsıcı bir aile hikâyesi.
Berlin Panorama’nın açılışı filmi Yalnız Asiler... Hiam Abbass’ın performansıyla öne çıkan film, farklı dünyalardan gelen iki insanın Beyrut’ta kesişen hayatlarını ve her şeye karşın kurdukları ilişkiyi anlatıyor.
Berlin’den En İyi Oyuncu Ödülü’yle dönen Rose... Sandra Hüller’in olağanüstü bir performans sergilediği film, savaşın ortasında bir köye yerleşen gizemli bir adamın hikâyesini konu alıyor.
Berlin’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü alan Everybody Digs Bill Evans... Anders Danielsen Lie’ın performansıyla öne çıkan film, efsanevi caz piyanisti Bill Evans’ın hayatındaki en sarsıcı dönemlerden birine odaklanıyor. Anders Danielsen Lie, Everybody Digs Bill Evans’ın Kadıköy Sineması’ndaki 10 Nisan 16.00 gösterimine katılacak ve sonrasında izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.
Isabelle Huppert’in parladığı Dünyanın En Zengin Kadını... Yalnız ve çok zengin birbirinden renkli karakterlerin aile trajedisi... Gerçek bir skandaldan esinlenen film, Cannes’da prömiyerini yaptı ve Laurent Lafitte’e César’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü getirdi.
İçinizi titretecek bir anne-kız hikâyesi: Malaga Sokağı... Venedik’te İzleyici Ödülü kazanan film, Tanca’da yalnız yaşayan yaşlı bir kadının kızıyla yaşadığı çatışmayla altüst olan hayatını Carmen Maura’nın unutulmaz performansıyla beyazperdeye yansıtıyor.
Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Dört Eksi Üç... Büyük bir kaybın ardından yas, hafıza ve yeniden başlama ihtimali etrafında şekillenen film, Berlin Film Festivali’nde Avrupa Sinemaları Etiketi’ne layık görüldü.
Liège Komedi Filmleri Festivali ve Biarritz Nouvelles Vagues Film Festivali’nden ödülle dönen Ateşle Sınav... Yazını Atlantik kıyısındaki bir adada geçiren Hugo’nun, Queen’le tanışmasıyla birlikte dönüşen dünyasını izlerken gençlik, sınıf ve aidiyet meselelerine uzanıyor. Yönetmenine göre “büyüklerin olmadığı bir gençlik filmi.”
Festivalin zengin programında keşfedilecek pek çok film sizi bekliyor.
Whatsapp
Facebook
X

