"Rüya terapisinde hastayı bir eşle çalıştıran bir yöntem kullanılır: Rüya gören ve rüyayı dinleyen vardır. Uyandıktan bir süre sonra rüya gören, dinleyeniyle oturur ve önceki gece gördüğü rüyayı gözden geçirir. […] Yönetmenle kurgucu arasındaki ilişki de buna benzer: Genellikle yönetmen rüya gören, kurgucu da dinleyendir. Ama en iyi hazırlanmış yönetmenler için bile hayal gücü ve hafızanın bir sınırı vardır. Bu noktada kurgucunun görevi yem olarak alternatif senaryolar devreye sokup gizli kalmış rüyanın kalkıp kendini güçlü şekilde ortaya çıkarmasını sağlamaktır." 

 —Walter Murch*

“Kurgucu sihirbaz değildir; kurgucu görselliği çekilen malzeme ile yaratabilir, iyi bir yönetmenle iyi bir kurgucu dünyaya meydan okuyabilir”. Sen bu düşüncenin en yaman takipçisi olarak ulusal, uluslararası birçok festivalde ödüller almış filmlerin kurgucusuydun. Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak ve İklimler’i, Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta ve Bal’ı, Pelin Esmer’in 11’e 10 Kala’sı ve Gözetleme Kulesi, Mehmet Can Mertoğlu’nun Albüm filmleri hatırıma gelenlerden birkaçı. Senin başkasına ait bir hikâyeyi en doğru şekilde anlatma yeteneğin sinemanın büyüsüyle ilgili olmalı. Sen böyle görmesen de işin en müstesna sihirbazlarından biriydin ve şahane gösteriler sunup bizleri büyüledin.

Teknolojinin hızla değiştiği sinema dünyasına hayret verici bir yetenekle adapte olmana, yenilikleri büyük bir dikkatle takip etmene hayranlıkla şahitlik ettim. Şüphesiz ki esas etkileyici yönün işine gösterdiğin derin saygı ve emsalsiz vicdanındı. Çalışacağın yönetmenleri de kendi kriterlerinle, fakat en çok da işlerine gösterdikleri bağlılıklarına göre seçerdin. Zira o filmleri en az yönetmenleri kadar sahiplenirdin. Böyle tutkulu bir sihirbazdın.

Pes etmeyen biriydin. Yaşadığın zorluk ve darbelerden güçlenerek çıkmana şahitlik ettim. Sabırlıydın ve her zaman daha iyisi olacağını bilerek işlerin peşini bırakmazdın. Arkanda sana çok şey borçlu birçok yönetmen bıraktın.

Bir kurgu sihirbazı olarak yalnızca dünyanın en önemli festivallerinde hayranlık verici şekilde sergilediğin hünerini bizlerle cömertçe paylaştığın için değil, zorluklar içerisinde yorulduğun, hırpalandığın bu hayatta müdanasız yaşayıp bu sihir bayrağını bize teslim etmiş olmandan ötürü de sana müteşekkiriz. Hayalimiz bu bayrağı sana layık bir şekilde taşımak, onu senin kadar maharetle bizden sonrakilere aktarmaktan ibaret sevgili Ayhan Abi.

-Ali Aga

*Walter Munch, Göz Kırparken, (İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2005) sf. 26.

Yukarı